ALIŞVERİŞ SEPETİ 0
Sepeti Boşalt
e-book
Türk Halk Bilimi Araştırmaları II
Türk Halk Bilimi Araştırmaları II
ÜRÜN DÖKÜMANI İNDİR

Türk Halk Bilimi Araştırmaları II

Yeni Ürün
Ürün Kodu : 9786253824747
Barkod : 9786253824747
PAYLAŞ :

Türk halk bilimi, bir toplumun tarihsel derinliklerinden süzülüp gelen, kuşaklararası aktarımla yaşayan ve toplumsal belleğin omurgasını oluşturan en dinamik manevi miras alanıdır. Geleneklerin, inanışların, zanaatların ve kitleleri bir arada tutan sözlü aktarım mekanizmalarının bilimsel bir disiplin çerçevesinde incelenmesi, yalnızca geçmişe ait birer vesikanın tespiti değil; bugünün kültürel kodlarını ve yarının kimlik inşasını anlama çabasıdır. Küreselleşmenin getirdiği tektipleştirici dalgaya ve teknolojik dönüşümün getirdiği hız çağına rağmen halk bilimi, toplumların kendi özgün renklerini, hafıza duraklarını ve kolektif yaratıcılıklarını koruma noktasında sarsılmaz bir barınak olmaya devam etmektedir.

Elinizdeki bu çalışma, ilki büyük bir ilgi ve akademik kabul gören dizinin devamı niteliğinde, Türk Halk Bilimi Araştırmaları II başlığıyla okur karşısına çıkmaktadır. Serinin bu ikinci cildinde de halk bilimi disiplininin zengin tematik yelpazesine sadık kalınarak; sözlü kültürden halk inanışlarına, maddi kültür unsurlarından müzikolojiye ve uygulamalı halk bilimi pratiklerine kadar uzanan çok katmanlı, bağımsız bölümler bir araya getirilmiştir. Her bir çalışma, kendi alanında özgün birer saha araştırmasına ya da derinlikli bir doküman analizine dayanarak literatüre akademik katkılar sunmayı hedeflemektedir.

Kitabın birinci bölümünde, Dr. Abdulkadir Önkol’un “Kültür Endüstrisi Bağlamında Anadolu Motiflerinin Kullanımı: Paşabahçe Örneği” başlıklı çalışması, uygulamalı halk biliminin ekonomi ve yaratıcı endüstrilerle kesişim noktasına odaklanmaktadır. Theodor W. Adorno’nun “Kültür Endüstrisi” kavramsallaştırması ile UNESCO'nun kültürel mirası koruma sözleşmelerini (SOKÜM ve KİFAÇ) analitik bir dengede eriten yazar, Paşabahçe markasının butik tarih koleksiyonlarını içerik analizine tabi tutmaktadır. Makale; köklü Anadolu motiflerinin ve evrensel dünya mirası ögelerinin ticari bir meta hâline gelirken aynı zamanda sanatsal bir kaygıyla ve yaratıcı birer tasarımla toplumsal hafızayı nasıl diri tutabileceğini, kültürel kodların hikâyeler üzerinden pazarlanma potansiyelini eleştirel bir dille tartışmaktadır.

İkinci bölüm, Doç. Dr. Abdulhamit Toprak ve Doç. Dr. Ercan Petek tarafından hazırlanan “Mekân ve Bellek İlişkisi Bağlamında Berberlik” başlığını taşımaktadır. Berber dükkânlarını sıradan ticari işletmeler olmanın ötesine taşıyarak evin ve iş yerinin dışındaki “üçüncü mekân” ve yaşayan birer “kültürel bellek” alanı olarak konumlandıran çalışma, mesleğin Osmanlı esnaf örgütlenmelerinden ve Ahilik geleneğinden gelen tarihsel derinliğini incelemektedir. Yazarlar; sünnet, askerlik ve damat tıraşı gibi geçiş ritüellerinin merkez üssü olan bu mekânların, gündelik sohbetler ve sözlü anlatılar vasıtasıyla adeta gayriresmî birer kamusal alan ve toplumsal hafıza restorasyon merkezi olarak üstlendiği işlevleri, modernleşme sancıları ve mekânsal dönüşümler eşliğinde başarıyla çözümlemektedir.

Üçüncü bölümde, Dr. Deniz Güçlü’nün “Kurşun Dökme Ritüeli: Türk Halk İnanışlarında Nazar, Arınma ve Kültürlerarası Görünümler” isimli ufuk açıcı makalesi okuyucuyla buluşmaktadır. Türk halk kültüründe canlılığını koruyan kurşun dökme pratiğini tarihsel ve sembolik boyutlarıyla analiz eden yazar, konuyu eski Türk inançlarındaki “kut koyma” kavramsal arka planıyla ilişkilendirmektedir. Çalışmanın asıl özgün yönünü ise ritüelin sadece Anadolu ile sınırlı tutulmayıp; Balkanlar, Doğu Avrupa Yahudi halk hekimliği ve Orta Avrupa’daki Bleigießen gelenekleriyle mukayese edilmesi oluşturmaktadır. Araştırma, aynı tekniğin farklı kültürel zeminlerde sağaltma, arınma, teşhis ya da kehanet gibi nasıl farklı yapısal işlevler üstlenebildiğini çarpıcı bir biçimde sergilemektedir.

Kitabın dördüncü bölümünde, Müzikolog Leyla Can ve Doç. Dr. Özlem Öztürk tarafından kaleme alınan “Sözlü Kültürden Popüler Kültüre: Dengbej Müziğinde Değişim ve Dönüşüm” başlıklı çalışma yer almaktadır. Yazarlar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu coğrafyasının en köklü sözlü aktarım ve hafıza taşıyıcılık mekanizmalarından biri olan Dengbejlik geleneğini mercek altına almaktadır. Günümüz kayıt teknolojileri, sosyal medya ve popüler müzik endüstrisinin bu geleneksel icra üzerindeki etkilerini ‘Mala min’ projesi ekseninde ve kaynak kişi görüşleri üzerinden sorgulayan bu araştırma; geleneksel olanın özünü koruyarak dijital çağın getirdiği yeni dolaşım olanaklarına nasıl eklemlenebileceğini ve bu etkileşimin yarattığı çok yönlü dönüşümü başarıyla ortaya koymaktadır.

Beşinci bölümde, Bartu Gökhan Demirci’nin “Halil Atılgan’ın Derlemeci Kimliği” başlıklı nitel örnek olay çalışması yer almaktadır. Türk halk müziğinin ve sözlü kültür ürünlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasında hayati bir köprü vazifesi gören derleme faaliyetleri, bu çalışmada önemli bir şahsiyet üzerinden somutlaştırılmaktadır. Çocuk yaşta annesinden bilmeceler derleyerek yola çıkan, Mersin Halk Eğitim Merkezi’nden Çukurova Üniversitesi’ne uzanan süreçte millî kültür ambarına 300’e yakın uzun ve kırık hava kazandıran Halil Atılgan’ın sahada derleme deneyimleri, ses kayıt cihazını kullanım pratikleri ve TRT repertuvarına giren 53 seçkin eseri bu makalede sistematik bir tasnifle alanyazına sunulmaktadır.

Kitabın altıncı ve son bölümünde ise, Nazlıcan İriçam ve Doç. Dr. Pınar Şahin’in “Bergama Yöresi Alevi Kültürü ve Müzik Pratikleri” başlıklı saha araştırması yer almaktadır. Yazarlar, Bergama’da yaşayan Tahtacı ve Çepni Alevi topluluklarının dinsel-kültürel kimlik sınırlarını ve inanç sistemlerini müzikoloji perspektifinden incelemektedir. Bergama ve Pınarköy cemevlerinde gerçekleştirilen Hızır cemi saha gözlemlerine, ses ve görüntü belgelerine dayanan bu çalışma, On İki Hizmet’in işleyişini, zakirlik müessesesini ve cem esnasında icra edilen nefes, deyiş, duaz-ı imam ve semah gibi zengin müzikal formları kayıt altına almaktadır. Makale, Alevi inanç dünyasının “Yol bir, sürek binbir” felsefesinin icradaki uyumunu gözler önüne sermektedir.