17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu, Cumhuriyet’in hukuk alanında gerçekleştirdiği köklü dönüşümün en önemli adımlarından biri oldu. Aileden mirasa, mülkiyet hakkından kadınların hukuki statüsüne uzanan geniş bir alanda getirilen düzenlemeler, Cumhuriyet’in çağdaş ve laik hukuk anlayışının toplumsal hayattaki karşılığını şekillendirdi. Aradan geçen bir asır ise bu hukuk dönüşümünün tarihsel anlamını, toplumsal etkilerini ve günümüze ulaşan kazanımlarını yeniden değerlendirmeyi gerekli kılıyor.
Cumhuriyet’in Hukuk Devrimi: 100. Yılında Medeni Kanun ve Kazanımları, Türk Medeni Kanunu’nun yüzüncü yılında Cumhuriyet’in hukuk devrimini farklı disiplinlerin ve araştırma alanlarının penceresinden ele alıyor. Alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların kaleme aldığı on üç bölüm; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e hukuk anlayışındaki dönüşümden hukuk devleti düşüncesinin gelişimine, kadınların hukuki ve kamusal konumundan aile ve miras hukukuna, mülkiyet hakkından mal rejimlerine, yargı uygulamalarından adli kapitülasyonlara kadar uzanan geniş bir tarihsel ve hukuki çerçeveyi kapsıyor.
Eserdeki çalışmalar, Medeni Kanun’un yüz yıllık serüvenini farklı kaynaklar, meseleler ve yaklaşımlar üzerinden ele alırken; Cumhuriyet’in hukuk yoluyla gerçekleştirdiği toplumsal dönüşümün izlerini de sürüyor. Özellikle kadınların hukuki statüsünde meydana gelen değişim, eserin farklı bölümlerinde tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla dikkat çeken temel meselelerden biri olarak öne çıkıyor. Yüz yıl önce kabul edilen bir kanunun bugüne uzanan izlerini takip eden bu eser, Cumhuriyet’in hukuk devriminin etkilerini kuşaklar boyunca devam eden tarihsel bir dönüşüm süreci içerisinde değerlendirmeye davet ediyor. Çünkü Türk Medeni Kanunu’nun yüzüncü yılı, bir kanunun yürürlüğe girişinin yıldönümünden öte, Cumhuriyet’in hukuk aracılığıyla kurmak istediği toplum düzenini ve bu düzenin günümüze bıraktığı mirası yeniden düşünmeyi gerekli kılıyor.