Hafıza ve unutma, geçmişle kurduğumuz ilişkinin iki temel unsurudur. İnsan, yaşamı boyunca bazı anları hatırlamak için zihnine kalıcı biçimde kaydederken; zamanı keskin bir şekilde “öncesi ve sonrası” olarak ayıran bazı olayları ise unutmak için yoğun bir çaba harcar. Bu bağlamda 6 Şubat 2023 tarihi, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan insanlar için sıradan bir gün olarak yaşanıp unutulmuşken Türkiye’de hafızalara acı hatıralarla kazınmış bir gün olarak yerini almıştır. 6 Şubat saat 04.17 ve 13.24’te meydana gelen iki büyük deprem, hatıraları, sevinci ve hayata değer katan pek çok yaşanmışlığı birkaç saniye içinde yerle bir ederek tarihin sayfalarına derin acılar bırakmıştır. Türkiye’de 11 ili derinden sarsan, on binlerce insanın hayatını kaybetmesine ve yüz binlerce kişinin yaralanmasına yol açan bu depremleri yalnızca sayısal verilerle açıklamak, yaşanan büyük trajedinin anlaşılmasını eksik bırakacağı düşüncesinden hareketle afete dönüşen bu olayın tanıklıklar aracılığıyla görünür kılınması ve kayıt altına alınması amaçlanmıştır.
Bu kitapta, alışılagelmiş tarih anlatısının ötesine geçilerek depremin tüm tarafları düşünülerek tanıklarla sözlü tarih yöntemiyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sözlü tarih, bireysel tanıklıkları toplumsal hafızaya nakşetmek için başvurulan bilimsel bir yöntemdir. Bu yöntemde tanıklığına başvurulan kişilerin anlatıları, doğal akışı korunarak ve herhangi bir akademik çözümlemeye tabi tutulmadan, temalara ve kategorilere sıkıştırılmadan okuyucuya aktarılır. Bu kitapta yer alan anlatılarda; kayıp, çaresizlik, yalnızlık, dayanışma, geleceğe dair umut ve yeniden ayağa kalkma çabasına dair tanıklıklarla karşılaşacaksınız. Bu eser, tanıkların sesiyle 6 Şubat’ın geleceğe taşınmasına vesile olacak bir bellek kaydıdır.