Bel ağrısı ve lomber disk hernisi, günümüzde yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmanın ötesinde; iş gücü kaybı, sağlık harcamaları ve hizmet sunumunun sürdürülebilirliği açısından da önemli sonuçlar doğuran toplumsal bir problemdir. Özellikle lomber disk hernisi, iş gücü çağındaki nüfusu yoğun biçimde etkileyerek hem klinik hem de yönetsel düzeyde çok boyutlu bir ele alınışı gerekli kılmaktadır. Tanı ve tedavi süreçlerinde yaşanan belirsizlikler, benzer klinik bulgulara sahip hastalarda farklı tedavi kararlarının ortaya çıkabilmesi ve kaynak kullanımının yönetiminde yaşanan sorunlar, bu alanda yeni yaklaşımlara olan ihtiyacı daha da belirgin hale getirmiştir.
Son yıllarda sağlık alanında hızla gelişen yapay zekâ uygulamaları, tanıdan tedaviye, klinik kararlardan hizmet planlamasına kadar pek çok aşamada yeni imkânlar sunmaktadır. Ancak bu teknolojik dönüşümün yalnızca teknik bir yenilik olarak değil, aynı zamanda sağlık hizmetlerinin yönetimi, planlanması ve sürdürülebilirliği açısından da değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kitap, lomber disk hernisini yalnızca klinik bir hastalık olarak değil; karar süreçleri, belirsizlikler, kaynak kullanımı ve hasta yönlendirmesi gibi yönetsel boyutlarıyla ele almayı amaçlamaktadır. Yapay zekânın sunduğu olanakların, özellikle tedavi kararlarının standardizasyonu, gereksiz cerrahi girişimlerin azaltılması ve hasta odaklı hizmet sunumunun güçlendirilmesi açısından nasıl bir katkı sağlayabileceği bu çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır.