İhvân-ı Safâ İslâm düşünce tarihinde adından çokça bahsedilen bir düşünce topluluğu olarak dikkatimizi çekmektedir. İslâm toplumlarını ilmî, ahlakî ve felsefî açılardan geliştirmeyi amaçladıklarını ifade eden İhvân-ı Safâ siyasî nedenlerle kimliğini gizlemeyi tercih etmiştir. Bu gizlilik nedeniyle kendi zamanından bu yana haklarındaki spekülasyonlar bitmemiştir. Düşüncelerinin Şiî-İsmâilî eksene oturması, Abbasî siyasetine muhalefetleri, sembolik bir dil kullanmaları da onlara yönelik itham ve iddiaların devam etmesine neden olmuştur. Özellikle Sünnî camiada son derece saygın bir İslâm âlimi olan Ebû Hâmid el-Gazâlî’nin İhvân-ı Safâ topluluğunu ismen zikrederek sert bir şekilde
eleştirmesi bu topluluğun düşüncelerini bilen, bilmeyen birçok kesimin zihninde olumsuz olarak yer edinmesine yol açmıştır. Bu tür olumsuz yaklaşımların etkisi, Şiî-İsmâilî bağlantıların olması, Sünnî Selçuklu dolayısıyla Anadolu coğrafyasının siyasetine tehlike arz eden batınî akımlarla ilişkilendirilmesi gibi nedenlerle İhvân-ı Safâ’nın, önemine nazaran bir ölçüde gölgede kalmış bir düşünce topluluğu olduğunu söyleyebiliriz.